Zero Geleceğe Geri Sayım Sergisi İstanbul’da

0

AJANS ÜNİVERSİTE-Merve REİSOĞLU

İstanbul Zero sergisiyle geleceğe geri sayıyor. Sergideki eserler tüm ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Sergi Sakıp Sabancı Müzesi’nde 2 Eylül – 10 Ocak tarihleri arasında ziyarete açık olacak.

Zero; ateş, ışık, hareket, renk, gösteriler ve performans öğelerinin tümünü kullanarak sanat için yepyeni bir gelecek tasarladı. Zero akımı, İkinci Dünya Savaşı sonrasında gelen yıkıma ve olumsuzluğa karşı bir cevap olarak 1957 senesinde Düsseldorf’ta başladı. Sanatçı kimlikleriyle felsefe eğitimlerini birleştiren Alman sanatçılar Heinz Mack ve Otto Piene “Sanat sıfırdan başlamalı” düşüncesiyle yola çıktılar. İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan karamsar havadan çıkarak her türlü yeni başlangıca zemin sağlayacak bir “Zero alanı” hayal ettiler. 20. yüzyılda Zero, İkinci Dünya Savaşının enkaza çevirdiği, odağını yitirmiş bir dünyada umut ve kaygı taşıyan sanatçıların platformu haline geldi.

Zero sanatçıları, geleneksel sanatın tuval ve çerçeveye hapsolmuş durağan anlayışına karşı çıkarak sürekli bir devinim içinde bir yol izlediler. İnsan duygularını, fırça darbelerini kullanmak yerine aydınlık dünyayı, ışığı odak noktası alarak yeryüzünün her alanını sanat platformunun bir parçası olarak kabul ettiler. Işık, doğa ve insanı bir araya getiren sanat eserleri ve farklı ortamlar yarattılar.

Adsız3

Sabancı Müzesinin bahçe alanını da kapsayan bu sergi sizi tam anlamıyla ayrı bir boyuta dahil ediyor ve sanatın geleneksel akımının dışında kalan eserler kişiyi çok boyutlu bir düşünme sistemine itiyor.Yukarıdaki fotoğraf Piene’nin “Dokuz Sütun Üzerindeki Gökyüzü” adıyla isimlendirdiği eseri olma özelliğine sahip.Sergiden birkaç fotoğraf aşağıda yer almakta.

Adsız2

Otto Piene’nin “Şişme Nesneler” adlı eseri sergideki en devasa figür. Aralarında gezerken kendinizi 3 boyutlu bir eserin içinde gezer gibi hissediyorsunuz.

Adsız1

“Gözlerimizi kapadığımızda tam bir karanlığa gömülürüz, geceyi beklememiz gerekmez; gece görecelidir, insan gecenin önü sıra koşup daima aydınlıkta kalabilir.(…) Ama aydınlığı yalnızca övmek bana yetersiz geliyor. Ben karanlığın kendisine gidiyorum, onu ışıkla deliyor, saydam hale getiriyorum, karanlıkta içkin olan dehşeti çekip alıyorum. Onu yaşam soluğuyla kendi bedenim gibi yoğun bir güce dönüştürüyorum ve dumanı da alıyorum ki uçabilsin.” Sergideki en dikkat çekici nokta Piene’nin bu sözleriydi. Otto Piene’nin bu ifadesi ışığın kullanımı ve ışığın bu sergi için önemi hakkında ciddi bir yargı taşıyor.

Share.

About Author

Comments are closed.