100. Yılda Elde Kalanlar: Beyoğlu’nun Son Sinemaları

100. Yılda Elde Kalanlar: Beyoğlu’nun Son Sinemaları

AJANS ÜNİVERSİTE-Elif KARAKOÇ
Fotoğraf: Burcu GÜLER, Erkut KILIÇ, Esra MUTLU

Geçtiğimiz yıllarda Rüya ve Emek gibi Türk Sineması’nın ruhunu taşıyan son emektar sinema salonlarının da kapanmasıyla birlikte alışveriş merkezlerinin içine hapsolan Beyoğlu, özgünlüğüne ve kimliğine veda ediyor. Atlas, Beyoğlu/ Pera ve Yeşilçam Sinemaları ise hâlâ direniyor.
Dünya sinemasının öncülerinden Lumiére Kardeşler’in 1895 yılındaki çalışmaları ile büyük yankı uyandırarak ortaya çıkan sinema, insanları kendisine tutkuyla bağlayan büyüsünü, İstanbul’un bugün Beyoğlu olarak bilinen Pera bölgesine kadar ulaştırdı. Burada açılan ilk sinema salonlarında gösterilen filmler, 1920 yılına kadar yabancı sinemacılara aitti.

14 Kasım 1914’te ilk Türk sinemacı Fuat Uzkınay tarafından çekilen “Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı”na dair görüntülerle başlayan Türk Sineması’nın serüveni, Muhsin Ertuğrul’un çalışmalarıyla hız kazandı. Bunun neticesinde Majik, Elhamra, Pathe, Sponet gibi sinemalara Alkazar, Lale, Emek, Rüya, Atlas gibi sinemalar da katıldı. Bir yandan Türk filmlerinin bir yandan da Avrupa ve Amerika’dan gelen yabancı filmlerin gösterildiği bu salonların çoğu, geçen yüzyıl içinde tarihleriyle birlikte yok olup gittiler.

Sinemanın Geleceğine Akademik Bakış
İÜ İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Battal Odabaş, “Film, sinemada izlenir. Seyircinin, sinema salonunda, ışıkla perdeye yansıyan görüntüye odaklandığı an, katarsise ulaştığı ve sinemayla bütünleştiği andır.” diyerek sinema salonlarının bu niteliklerini kaybetmeye başladıklarını, yeni sinemaların eskilere nazaran sinema açısından doyurucu olmadıklarını, salt eğlence amacı taşıdıklarını belirtti.

Teknolojinin her alanda olduğu gibi sinemada da ön plana çıkmasıyla birlikte ileri teknoloji ürünü gişe filmlerine duyulan ilginin artması, seyircinin eski sinema salonlarından tam donanımlı yüksek teknolojili sinema salonlarına göçünü hızlandırıyor. Bu bağlamda gelecekte daha çok gişe filmi olacağı öngörüsünde bulunan Doç. Dr. Odabaş, geleceğin sineması hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “Yakında sinemaya koku da gelecek. Geleceğin sineması, bilgisayar oyunları gibi etkileşimli filmleri de barındıracak. Önümüzdeki yıllarda filmler, Amerika’da çekilecek merkezî bir link aracılığıyla salonlara aynı anda yansıtılarak gösterilebilecek. Böylece insanlar gösterime giren filmi aynı saatte, aynı dakikada, bütün dünyayla birlikte izleyebilecekler.”

Eski Sinema Salonlarının Sisteme Yenilişi
Yüksek teknolojili sinemayı, günümüzde hayli fazlalaşan alışveriş merkezleri üzerinden değerlendiren Doç. Dr. Odabaş, alışveriş merkezlerini kapitalizmin olmazsa olmazları olarak nitelendirdi. Buralarda bulunan sinema salonlarının insanları alışveriş yapmaya çeken eğlence unsurları olduğunu belirten Doç. Dr. Odabaş, “Kalan son sinemalar kapitalizme uymuyor, para getirmiyor. Dolayısıyla yıkılmak, bu yüzden onların kaderleridir belki de. Rant getirebilecek salonlar yıkılacak, diğer salonlar da kâr getirip getirmeme durumlarına göre değerlendirilecektir. Eski sinema salonlarının kullanılır hâle getirilmeleri veya müze gibi korunup geçmişten geleceğe birer köprü olarak yaşatılmaları için sinema kurumlarının onlara sahip çıkmaları gerekiyor.” dedi.

Sinema Emekçileri Endişeli
Türkiye’de sinemanın doğduğu yer olarak bilinen Beyoğlu’ndaki sinema emekçileri de eski sinemaların geleceği için endişe içindeler.
Güven Çelik, Yeşilçam Sineması’nın hem işletmecisi hem makinisti olarak, on beş yıldır Türkiye’de alternatif sinemayı yaşatmaya devam ediyor. Yıllar önce kapatılan, yaşatmak amacıyla tekrar açarak sinemaseverlere armağan ettiği eski Yeşilçam Sineması’nı ayakta tutmaya tek başına mücadele etmenin zorluğunu yaşıyor.

Yetmiş beş koltuklu tek salonu, açık gişesi ve buram buram sinema kokan atmosferiyle Yeşilçam Sineması’nın, alışveriş merkezlerinin aksine sıcak ve samimi bir ortama hâkim olduğundan söz ederken, Yeşilçam için öngördüğü geleceği şöyle dile getiriyor: “Burada açılan her yeni alışveriş merkezi, inşa edilen her yeni yapı, tarihî mekânları yok ediyor. Alışveriş merkezlerinin çoğalmasıyla seyircimiz azaldı. Ancak bütün suçu da alışveriş merkezlerine atmamak gerekiyor. Eski sinema salonlarını yaşatacak olanlar, vereceği destekle Kültür Bakanlığı ve sinema kültürümüzü yaşatmayı amaçlayan sinema izleyicileridir. Alternatif sinemanın tek adresi olarak gördüğüm Yeşilçam Sineması, hâlen ayakta olduğu şu sıralarda destek bekliyor. Bu nedenle Yeşilçam kapandıktan sonra kimsenin burada eylem yapmasını istemiyorum.”
Sinema salonlarında1969 yılında çalışmaya başlayan Ali Erkan Kardan, son yirmi yıldır Beyoğlu Sineması’nda yer göstericiliği yapıyor. Emekli olduğu sinemasının geleceği için ise kaygılı. Günümüzdeki modern sinemalarda olmayan samimiyetin bu sinemada hâlâ yaşatıldığını dile getiren Kardan, burada seyircileri kapıda karşılayıp, ellerinden tutarak yerlerini gösterdiğini ifade ediyor.

Kırk beş yıllık meslek hayatı bağlamında geçmişten bugüne baktığında, eski sinema salonlarının azalışını, alışveriş merkezlerinin dijital sinemayla gelen tembelleştirici etkisine ve filmlerin dağıtımcılık sistemine bağlayan Kardan, “Yıllar önce insanlar Beyoğlu’na sadece film izlemeye gelirlerdi. Hatta birçok filmin biletleri günler öncesinden karaborsaya düşerdi. Ancak artık izleyici sayısı azalıyor.” diyor.

 

DSC_0064

 

DSC_0050

https://ajansuniversite.istanbul.edu.tr/100-yilda-elde-kalanlar-beyoglunun-son-sinemalari/ linkinden çıktı edilmiştir.
Sayfayı yazdırmak için TIKLAYIN! Kapat