Türkiye’nin İlk Zooloji Müzesi Ziyaretçilerini Bekliyor

0

AJANS ÜNİVERSİTE- Emre ESER

 

 

1933 yılında kurulan Türkiye’nin ilk Zooloji Müzesi’nde, sürüngenlerden memelilere, kuşlardan omurgasızlara, toplam 2 bin 34 tür sergileniyor.



İÜ Fen Fakültesi bünyesinde bulunan zooloji koleksiyonu, sergi ve bilimsel materyallerin yer aldığı iki bölümden oluşuyor.Sergi bölümünde yaklaşık 1.500’ü böcek olmak üzere toplam 2 bin 34 türün örnekleri var. Ordinaryüs Profesör Andre Naville tarafından Üniversite Reformu’ndan sonra kurulan müzede, vefat edenNaville’in yerine 1937 yılında Curt Kosswig’in göreve gelmesiyle Anadolu faunasına ait örneklerintoplanmasına ve sergilenmesinebaşlanmış.

 

Hayvanların bir kısmı, doğadaki ortamlarına bire bir benzetilerek oluşturulan alanda sergileniyor. Müzede Alaska geyiği, bozayı, yaban kedisi, timsahlar, su aygırı, Echidna iskeleti, kanguru iskeleti, fil kafa iskeletleri, tapir iskeleti, omurgasız hayvanlar gibi karasal kıtalara ait çok farklı hayvan örnekleri var. Ayrıca yaklaşık 143 kuş türü de sergileniyor. Bu türler arasında ötücü, sucul, gündüz ve gece yırtıcı kuşları yer alıyor. Sergilenen kuş örneklerinin bir kısmı Yıldız Sarayı’ndan getirilmiş.

 

Müzede sergilenen örnekler arasında en çok dikkat çekenlerin altı ayaklı koyun, Caretta caretta, kene, sürüngenler, insan (4-5 aylık düşük sonucu olan) ve kuzu fetüsü olduğu söylenebilir. Bilimsel materyallerin bulunduğu bölüm sadece bilimsel araştırmalara açık. Hayvanların yer aldığı sergi bölümünü salı ve perşembe günleri ziyaret etmek mümkün.

 

Nadir ve Değerli Türler Sergileniyor

 

Müze Sorumlusu Biyolog Dr. Mustafa Kılıç, çok nadir bulunan ve nesli tükenmiş olan değerli örneklerden, Anadolu’nun çeşitli  noktalarından toplanan böcek çeşitlerindenoluşturulmuş paha biçilemez bir koleksiyona sahip olduklarını ifade etti.

 

Bernard Tubini’ye ait bukoleksiyonda, paha biçilemeyen bir kelebek türü olan Coleoptera ordosu örnekleri de yer alıyor. Bernand Tubini’nin ölümünden sonra, 1994 yılında eşi tarafından hediye edilen koleksiyonda, Türkiye faunasına ait böcekler, kuşlar, memeliler ve Türkiye denizlerine ait omurgasızlar mevcut. Koleksiyonun en eski örneği, 1910 yılında İstanbul Kartal’da bulunmuş ve türü henüz tespit edilememiş bir böcek. Bu koleksiyonun bir parçası da British Museum’da sergileniyor.

 

Türler arasında en önemlilerinden biri “Hatteria punctata” sürüngen türü. Burada fosili sergilenen, Yeni Zelanda yakınlarında bir adada yaşayan türün örnekleri, dünyadaki zooloji müzelerinin sadece birkaçında bulunuyor. Müzede fosilinin sergilendiği bu türün en önemli özelliği, milyonlarca yıldır değişmeden günümüze ulaşabilmiş olması.

DSC_5181

Pakistan devleti tarafından Celal Bayar’a hediye edilmiş olan aslan da müzede sergileniyor.

 

Anadolu Parsının İzini Görmek Mümkün

 

Günümüzde nesli tükenmiş olan ancak yıllar önce Anadolu’da yaşadığı bilinen Anadolu parsının (Panthera pardus tulliana) müzede sergilenen postu, en çok ilgi çeken hayvan objelerinden biri. Osmanlı zamanından kalma çeşitli gravürlerde görebildiğimiz, 1900 yılı sonrasında sayıları yüzlerce olan Anadolu parsı neslinin, kontrolsüz avlanmalar sonucunda hızla tükendiği biliniyor. Günümüzde sayıları çok az da olsa yaşadığı düşünülen ancak Curt Kosswig tarafından 1940 yılında canlı çekilen Anadolu parsı örneğinden sonra görülemeyen bu değerli yaratığın izini bu müzedegörebilmek ayrı bir zevk. Sergilenen postun, Anadolu’da yaşamış son örnekten bir önceki Anadolu parsına ait olduğu kayıtlara geçmiş durumda.

 

Zooloji Müzesi’nin Tarihçesi

 

Zooloji Müzesi, 1933 Üniversite Reformu’ndan sonra HayvanatEnstitüsü Direktörlüğügörevine getirilen İsviçreli Ordinaryus Profesör Andre Naville tarafından kurulmuştur. Süleymaniye Müftülüğübahçesinde bulunan Hayvanat Enstitüsü’ne ait bina tamamlandığında, büyük kanadı botanik, küçük kanadı ise zooloji binası olarak tahsis edilmiş ve Zooloji Binası’nda bir de küçük Zooloji Müzesi oluşturulmuştur.

 

Ord. Prof. Dr. Naville’nin 1937 yılındaki ani ölümünden sonra yerine tayin edilen Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig, görevi süresince Anadolu faunasını belirlemeye yönelik saha çalışmalarına ağırlık vermiştir. 15 yıl süren Anadolu fauna çalışmalarının neticesinde, Türkiye memeli hayvanları, kuşları, sürüngenleri, kurbağaları, balıkları ve çok sayıda omurgasız hayvan sınıflarının toplanmasını ve müzeye kazandırılmasını sağlamıştır.

 

Ord. Prof. Dr. Kosswig, 1954 yılında görevini Prof. Dr. Fazıla Şevket Giz’e devretmiştir. Prof. Dr. Giz’in kürsü başkanlığında 1957 yılında zooloji ve botanik binasının üst katları yıktırılmıştır. Bu nedenle Zooloji Müzesi’nin de içinde yer aldığı 2. Zooloji Kürsüsü yerinden ayrılmak zorunda kalmış, Zooloji Müzesi’ndeki materyaller uzun yıllar Kuyucu Murat Paşa Medresesi’nde depolanmıştır. 1960 yılında Prof. Dr. Atıf Şengün’ün dekanlığı sırasında bugünkü zooloji binasının temelleri atılmıştır. Bina 1973 yılında tamamlanmıştır.

 

Prof. Dr. Dinçer Gülen’in öncülüğünde, birçok müze materyali temizlenmiş, onarım görmüş, bugünkü hâline getirilmiştir. Müzenin yeniden açılışı 1989 yılında yapılmıştır. 32 yıl gibi uzun bir aradan sonra Zooloji Müzesi, Vezneciler’de, Biyoloji Bölümü binasının en üst katında tekrar hayata dönmüştür.

 

 

 

 

 

 

Share.

About Author

Comments are closed.