Slavoj Zizek Okurlarıyla Buluştu

0

AJANS ÜNİVERSİTE – Devrim ÇIRPAN

Encore Yayınları tarafından düzenlenen konferansta Slavoj Zizek yeni kitabı “Hiçten Az”ı anlatmak için “Günümüzde Radikal Siyaset: Hegel’den Dersler” başlığı altında İstanbul Modern’de okurlarıyla buluştu.

Konuşmasına Türkiye’de ve özellikle İstanbul’da bulunmaktan dolayı çok mutlu olduğunu ifade ederek başlayan Slavoj Zizek, batının süper güçlerine, göçmen sorununa, IŞİD’e ve Yunanistan’ın içinde bulunduğu krize ve kapitalizm etkilere dair açıklamalarda bulundu

“IŞİD, Küresel ve Kapitalist Toplumun Ürünüdür”

Tarihsel gelişim noktasında ise Zizek, “ Küresel kapitalizmle birlikte yavaş yavaş dünya da kapitalist sistemin insanların hayatının her alanına yansıdığını görüyoruz” dedi.

Kapitalist sistem üzerinden IŞİD’i tanımlayan Zizek, şunları söyledi:

“Bu unsurun İslam inancıyla bir ilgisi bulunmamaktadır. IŞİD, bizlerin, küresel kapitalist toplumun ürünüdür. Şunun farkında olmalıyız ki, bu türden dinsel köktencilikte, arkaik olan hiçbir şey bulunmamaktadır. Bilhassa da sözde ‘kayıp köklere’ dönüş fikrine yönelik tavırlar sergilediğinde bunu bilebilmelidir. Konuya dinler tarihi üzerinden yaklaşacak olursak, modernizasyonlar üzerinden, örneğin, Bask bölgesinde bu türden bir ‘öze dönüş’ten söz edilebilir.”

Batılı Güçler Bölgelerden Çekilirse ‘Göçmen’ Sorunu Ortadan Kalkar

Geçtiğimiz on yıl içerisinde neden göçmen patlaması olduğuna da değinen Zizek, “Batının süper güçleri bunları yarattı. Örneğin, Irak, İran, Libya, Mısır ve Suriye’ye bakacak olursak çok net görebiliriz. Bu ülkelerdeki müdahaleler kaosu yarattı ve mülteci sorunu ortaya çıktı. Aynı şekilde Afrika Cumhuriyetleri’nde savaşları da örnek verebiliriz.” diye konuştu.

Mülteci sorunu hakkında son olarak Zizek, şunları kaydetti:

“Fransızların, Kuzey Afrika petrolüne hucum etmesi sonucunda bölgedeki Müslümanlar isyan etti. Bu konuda batının süper güçleri, bu bölgelerden ellerini çektikleri sürece mülteci sorunu ortadan kalkacaktır. Kendimize sürekli şunu sormalıyız? Ben bunun neresinde rol alıyorum.”

DSC_4141

Modern Kölelik Düzeni Hâkim

Dubai ve Abu Dhabi şehirlerde ve diğer Birleşik Arap Emirlikleri’nde modern kölelik olduğunu belirten ve bizzat kendi gözlemlerini okurlarına aktaran Zizek, şunları kaydetti:

“Dubai’de bir taksiciyle kahvemi içip beni görünmez yerlere götürmesini istedikten sonra, emekçilerin büyük sıkıntılar içindeki yaşam alanlarını gördüm. Pasaport sorunları dahi vardı; zira hareket özgürlükleri bile kısıtlanmıştı. Tüm bu zengin emirlikler, varlıklarını kölelikten elde ediyorlar. Ancak öyle ki, böylesi bir durumdan neredeyse haberdar bile olmuyorsunuz. Etrafta batılı yöneticilere rastlıyorsunuz, ardından dikkatinizi orta sınıf göçmenler çekiyor. Bu eğitimli Arap veya yabancı uyruklu kimselere ya otellerde, ya da AVM’lerde rastlıyorsunuz. Ancak bunun da dışında kalanlar var ki, onları görmeye çalışmassanız asla göremeyebilirsiniz. Bunun gibi, Afrika’nın Kongo ülkesinde de çok büyük bir kesiminde, bilhassa madencilik alanında, fiilî kölelik hüküm sürmekte.”

Kısaca bu durumu özetleyen Zizek, “ Ben bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığına karşıyım” dedi.

Dayatılmış seçeneklerin olduğunu da değinen Zizek, bugün özgürlük dediğimiz şey sadece seçme ve seçilme hakkına sahip olmak olarak görmemek gerektiğini ve insanların istedikleri her şeyi protesto hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı.

Kurumsal Yapı Olsa da Yasal Karşılığı Yok

Bir dostu vesilesiyle vakıf olduğu bir konuyu anlatan Zizek, şunları söyledi:

“Bugünkü Çin’de Komünist Parti’nin yasal bağlamda mevcut olmadığını biliyor musunuz? Ama böyle! Orada yaşayan bir dostum, Tienanmen Olayları nedeniyle yetkililere dava açmaya kalkıştı ve bunun ihbarı için ‘Komünist Parti’ üzerinden hareket etmeye çabaladı, ne oldu biliyor musunuz? İki ay sonra devletten bir mektup geldi. Mektupta, ‘Suçlamanızı işleme koyamıyoruz, üzgünüz, çünkü mevcut yapılanmamızda ‘Komünist Çin’ manasına hiçbir oluşum bulunmamaktadır,’ yazılıydı. Çok iyi hazırlanmış bir şeydi bu. Asla var olmayan, ama hemen her şeyi kontrol edebilen bir mekanizma. Devletin gücü. Emeğin gücü.

Bir ara çok mu konuştum diyerek saatine bakan Zizek, “ Derrida’dan öğrendiğimiz bir şey var. Bilir misiniz? Metafizik ve zaman. O yüzden kendimi sürekli konuşurken zamana göre ayarlarım” dedi.

Yunanistan Halkına Altenatifsiz Bir Yaşam Hakkı Sundular

Yunanistan’a da değinen Zizek, “1 milyon insanı sokağa dökmesi kolay. Bu tür yürüyüşler ve toplantılardan yoruldum ben. Beni daha çok, böylesi günlerin hemen ertesindeki günde neler yaşandığı cezbediyor. Sosyal değişimin asıl ölçütü, bizlerin kendinden geçtiği o aşkın zaman diliminde değil, değişimin normal olana nasıl dâhil olduğuyla ilişkilidir” diye konuştu.

İki hafta önce Yunanistan’daki refarandum hakkında açıklamalarda bulunan Zizek, şunları kaydetti:

“Asıl trajik olan, kapitale direnmenin ne kadar güç olduğudur. Yunanistan’da iki hafta önce yaşanan trajediyi, bir absürtlük tiyatrosu olarak alabiliriz. Referanduma giden ve ‘Hayır’ yanıtını alan yönetim, hemen ertesi gün bunun tam tersi bir karar verdi. AB paketine evet dedi. Onları suçlamıyorum. Şahsen çok üzülmüş de olsam, doğru olanı yaptılar.”

DSC_4153

Günler öncesinden duyurulan etkinliğe katılımda yoğunluk yaşandı. İstanbul Modern Heykel Bahçesi etkinliğin başlamasına saatler kala doldu ve etkinliği yüzlerce kişi ayakta izledi. Saat 18.00 başlayan konferansta anında çeviri yapıldı. Zizek’in bir saatlik konuşmasının ardından 19.00’da ise 1 saatlik soru cevap bölümüne geçildi.

Konferansın sonunda ise Heykel Bahçesi’ne kurulan stantlardan okurlar, Zizek’in yeni kitabı “Hiçten Az”ı alarak imzalattılar.

Share.

About Author

Comments are closed.