Metropol Hayatında Yaşlılık

0

AJANS ÜNİVERSİTE- Merve REİSOĞLU
Fotoğraf: Betül Bal

Metropoldeki yaşlıların sosyolojik durumunu “Yaşlılık Atölyesi”nde de yürüttükleri araştırmalarından faydalanarak kitabında ortaya koyduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Şentürk; kitabın içeriği ve hazırlık aşamasıyla ilgili şu konulara değindi: “Kitabımız bir araştırma projesidir. Biz İstanbul’da yaşayan yaşlıların mevcut durumunu ve onlara yönelik hizmetlerin araştırmasını gerçekleştirdik. Bu kitabın ortaya koyulmasındaki en büyük faktörlerden birisi sosyolojideki eksik olan bu tip çalışmaların bir ihtiyaç olmasıydı. Bu proje İstanbul Kalkınma Ajansından desteklenen bir projeydi. Araştırmamız içerisinde fakültemizdeki sosyoloji yüksek lisans ve doktara öğrencilerimiz Reyhan Beyza Altan, Büşra Turan, Hamza Kurtkapan ve Merve Ayar bulunmaktadır. Hem öğrencilerimiz tezlerinde yararlansınlar hem de araştırma merkezimiz daha fazla bilgiye sahip olsun diye böyle bir projeye başladık. Biz öğrencilerimizle birlikte bir şeyler yapmayı önemsiyoruz. Üç ay gibi bir süreçte de kitabı hazırladık. Bizler toplumsal olarak hassas olduğumuz bir konuyu ortaya koymaya çalıştık.”

“Metropol Yaşantısı Yaşlı Bireyleri Zorluyor”
Yrd. Doç. Dr. Şentürk, yaşlıların yaşadıkları zorluklarla ilgili metropol insanın, kalabalığın getirdiği anonimlikle çok sayıda sosyal ilişkilerin ortaya çıktığını belirtti. Metropol sorunlarından en önemlisi sosyal ilişkilerdeki zayıflık olduğunu ve bu durumun da mekan ile ilintilenmesi gerektiğini ifade etti. Bu konuya örnek olarak, bakıma muhtaç bir bireyin öncelikli olarak bir gündüz bakımevine gitmesinin gerekliliğini; kendine bakabilen bir bireyin ise onlar için yaratılan doğal mekanlara gitmeleri gerektiğini vurguladı. “Yaşlı bireylerin kent içi hareketliliği çok sıkıntılı, bunlardan en önemlisi ulaşım güvenliği problemi ve kent içi yaşamın pahalı olması sadece bir emekli maaşıyla geçinen bir aile için yaşam oldukça zor.” diyerek yaşlıların günlük problemleriyle ilgili farkındalık sağladı.
Yalnız yaşayan yaşlıların sayısının gün geçtikçe arttığını söyleyen Yard. Doç. Dr. Şentürk metropol ve yaşlı ilişkisi ile ilgili açıklamasına şu şekilde devam etti: “Kent çok hızlı değişiyor. Bu değişim dönüşümle birlikte tek başına yaşayan yaşlı bireylerin daha az etkilenmesini sağlamak gerekiyor. Yaşlı bireylere verilen değer ne yazık ki yeterli değil. Bu konuyla ilgili, o çevredeki yerel yönetimler o çevrede yaşayan yaşlıların hayatlarını kolaylaştırmak için adımlar atmalılar ve sorunları çözüme ulaştırmalılar. Bizim çalışma alanımız ve kitabımızda bu sorunların görülmesine olanak sağladı. ”

0000000651630-1

“Erkekler Kendilerine Daha Zor Bakıyor”

Bu konu üzerinde cinsiyet farklılığı ve sosyoekonomik düzeyin kişinin hayatına olan etkisine dikkat çekti. Eşleri vefat eden erkeklerin kendilerine bakım konusunda ciddi problemler yaşadığını belirtti. Bu durumun sosyoekonomik düzeyle ilgisi olduğunu ve kişinin bu şekilde birtakım hizmetlerden faydalanabileceğini ifade eden Yard. Doç Dr. Şentürk, kadınlarınsa daha uzun süre kendi başlarına kaldıklarını ve ayakta durduklarını, bu durumun yanında torunlarına bakmaları yüzünden genellikle çocuklarına yakın ama ayrı bir evde oturduklarını sözlerine ekledi. Bu kişilerin eğitim düzeyi yükseldikçe ihtiyaç anında torun bakabileceklerini fakat onlarında kendilerine ait bir hayatları olduğunu belirttiklerini ifade etti.

“Ölüm Korkusu ve Yaşlılık”

Özellikle ölüm korkusuyla ilgili bir araştırma yapmadıklarını fakat yaşlı bireylerin ölüm korkusundan ziyade daha çok kendileri dışındaki herhangi birinin yardımına muhtaç kalma korkusuna sahip olduklarını sözlerine ekledi. Bu durumun diğer değinilen konulardaki gibi herhangi bir sosyo-ekonomik düzeyin etkisi altında olmadığını söyledi.

Yaşlılar Evde mi Bakılmalı Kurumda mı?”

Konuşmasını tamamlarken kitabın içinde de kısaca değindiği ve “Yaşlılık Atölyesi”nde de tartışılan bir konu olan “Yaşlılar evde mi kurumda mı bakılmalı?” sorusuna şöyle bir yanıt verdi: “ Türkiye’de bu tartışmanın gereksiz ve yersiz olduğunu düşünüyorum. Bundan ziyade yaşlı bireylerin farklı tipolojileri olduğunu görmemiz gerekiyor. Çünkü her birinin ihtiyaçları farklı. Dolayısıyla elimizde onlar için bir fikir yelpazesi olmalı. Öte yandan kitabımda da kısaca değindiğim batı ülkelerinde sıklıkla görülen aktif yaşlanma ve ülkemizde görülen pasif yaşlanma konularında düşündüğüm şey her ikisinin arasında olan ‘sakıngan bir hareketlilik’ olmalı”dedi.
Bu araştırma konusunun son zamanlarda yapılan araştırmalar arasında bir başlangıç olduğunu ve daha çok veriye ihtiyaçları olduğuna dikkat çekerek sözlerini noktaladı.

Share.

About Author

Comments are closed.