Medya Okuryazarlığı Dersi İletişim Fakültesi Mezunlarınca Verilmelidir

0

AJANS ÜNİVERSİTE – Tuğçe AYÇİN, Neslihan KALKAN

Ülkemizde 2004 yılında gündeme gelen “Medya Okuryazarlığı Projesi” RTÜK ve MEB işbirliği ile 2006 yılında hayata geçirilmişti. 2007- 2008 eğitim- öğretim yılından itibaren ise Medya Okuryazarlığı dersi tüm Türkiye’deki ilköğretim okullarında 6, 7 ve 8. sınıflarda seçmeli ders olarak okutulmaya başlatıldı. 2007 yılından itibaren, bu dersin İletişim Fakültesi mezunları tarafından ve zorunlu olarak okutulacağı beyan edilmişti. Üniversitelerin İletişim Fakültelerinin her yıl binlerce Pedagojik Formasyon sahibi mezun vermesine rağmen, Medya Okuryazarlığı dersinin sürecinin kontrolü hala başka alan mezunlarında bulunuyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yeni müfredat taslağını gündeme getirdiği şu günlerde Medya Okuryazarlığı dersinin zorunlu olması ve İletişim Fakültesi mezunlarınca verilmesi talebi de gittikçe büyüyen bir talep halini alıyor.

 Çocuklar Medya Araçları Karşısında Erken Yaşta Bilinçlenmelidir

Öğrencilerin kitle iletişim araçlarının yapısını, işleyişini öğrenmelerinin ve kurgulanmış medya içeriğini bilinçli bir şekilde değerlendirmelerinin öneminin altını çizen Prof. Dr. Sezer, “Araştırmalar çocukların ilköğretimden itibaren medya araçları karşısında bilinçlenmeleri gerektiğini vurguluyor” dedi. Prof. Dr. Sezer, bu dersin zorunlu değil seçmeli olmasının ve İletişim Fakültesi mezunu olmayanlar tarafından verilmesinin sakıncalarını aktarırken, “Bu durum Medya Okuryazarlığı dersinin öneminin göz ardı edilmesine yol açıyor” diye konuştu. “Söz konusu çocuklar her anını teknolojiyle iç içe geçiren dijital çağ çocukları” ifadelerine yer veren Prof. Dr. Sezer, onlara izlediklerini “gerçeklik” ve “kurgu” bakımından ayırt etme becerisini kazandıracak kişilerin medya eğitimi almış İletişim Fakültesi mezunları olduğunu vurguladı.

 Medya Okuryazarlığı Fanteziyi Gerçekten Ayırma Yeteneği Kazandırır

Medya okuryazarlığının demokratik toplumlarda katılımın sağlanması açısından önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sezer, “Bu sayede toplumsal adalet ve eleştirel vatandaş olmanın gereklerinden biri de oluşturulur” dedi. Prof. Dr. Sezer, “Medya okuryazarlığı fanteziyi gerçekten ayırma yeteneği sağlar” ifadelerine yer verirken, konunun insanın kendisinin ve diğerlerinin haklarını anlaması, uzlaşma ya da direniş, kültürel kimlik, vatandaşlık gibi boyutlarına da değindi. Medyanın görünmeyen, gösterilmeyen yüzü hakkında toplumu bilgi sahibi kılmanın gerekliliği aktaran Prof. Dr. Sezer, “Bireyler gerçek dünya ile medyada yaratılan dünya arasındaki farkı ne kadar erken yaşta öğrenirlerse, medyanın olumsuz etkilerinden o ölçüde az etkileneceklerdir” diye konuştu.

 “Sakın Seyretme” Değil “Dikkatlice Seyret, Eleştirel Düşün”

Prof. Dr. Sezer, medyada verilen mesajların kişi ve toplumları hangi ölçüde etkilediğinin önemine değinirken, temel sorunun mesajların alıcılar tarafından hangi düzeyde algılandığı ve eleştirel bir bakışa tabi tutulup tutulmadığı sorunu olduğunun altını çizdi. Yeni medya okuryazarlığının, kaynağı ne olursa olsun, bilgiyi değerlendirip onu yerinde kullanabilen bireyler yetiştirmeyi hedeflediğini aktaran Prof. Dr. Sezer, “Medya okuryazarlığı ‘Sakın Seyretme!’ demek değildir, ‘Dikkatlice seyret ve eleştirel düşün!’ demektir” şeklinde konuştu.

 Medya Okuryazarlığı Elzemdir ve Zorunlu Olmalıdır

“Medya Okuryazarlığı dersi kesinlikle İletişim eğitimi almış olmayı aynı zamanda Pedagojik eğitim almış olmayı gerektiren bir eğitimdir” diyen Prof. Dr. Sezer, özellikle sosyal medyanın medya okuryazarlığına olan etkisine değindi. Günümüzde tüm zamanını internette geçiren ve her gördüğüne inanan kitle için büyük tehlikelerin olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezer, Medya Okuryazarlığı dersinin anaokullarından başlayarak yaşam boyu öğrenme sürecinde yer alması gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Sezer, “Medya Okuryazarlığı eğitimi elzemdir ve bu ders zorunlu olmalıdır” diyerek, dersin Pedagojik Formasyon eğitimi almış İletişim Fakültesi mezunları tarafından verilmesi gerektiğini ifade etti.

Pedagojik Formasyon eğitimi almış İletişim Fakültesi mezunları olması ancak MEB’in (Milli Eğitim Bakanlığı) bu alana yılda ortalama 20-30 kişilik kontenjan ayırmasının yanı sıra bu derslerin iletişim eğitimi almamış öğretmenler tarafından veriliyor olması İletişim Fakültesi mezunlarının taleplerini seslendirmelerine yol açıyor. Bu atamaların da Medya Okuryazarlığı dersi için değil, Radyo Televizyon, Gazetecilik ve Halkla İlişkiler öğretmenliğine yapılması iletişimciler arasında tartışılıyor. 4 yıl boyunca iletişim ve medya üzerine çeşitli dersler alan, stajlar yapan, pedagojik formasyon eğitimini tamamlayan İletişim Fakültesi mezunları, kendilerine kadro verilmesini beklerken, medyaya karşı doğru bakış açısına sahip bilinçli bireyler yetiştirme sorumluluğunu almayı talep ediyor.

 

Share.

About Author

Comments are closed.