İleri Evre Prostat Kanserine İlk Defa Atom Tedavisi

0

AJANS ÜNİVERSİTE

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Uzmanı Prof. Dr. Levent Kabasakal, dünyada bazı sağlık merkezlerinde, ileri evre prostat kanseri hastalarına atom tedavisi uygulandığını belirterek, “Biz de Türkiye’de ilk kez, bu durumdaki hastalara Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde üretilen ilaçla atom tedavisi uygulamaya başladık” dedi.

AA’dan Hatice Şenses’in haberine göre, Prof. Dr. Kabasakal,  Türkiye’de prostat kanserinin erkeklerde görülen en sık ikinci kanser türü olduğunu ifade ederek, bu hastaların büyük kısmının, cerrahi, ışın ve ilaç tedavisiyle kolaylıkla sağlığına kavuştuğunu söyledi. Ancak, hastaların bir kısmında bu tedavilere rağmen kanserin ilerleyebildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Kabasakal, “Dünyada bazı sağlık merkezlerinde, çaresiz kalan ileri evre prostat kanseri hastalarına ‘radyoaktif lutesyum-177’ dediğimiz akıllı molekül verilerek atom tedavisi uygulanabiliyor. Biz de Türkiye’de ilk kez, ileri evre hastalara Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde üretilen ilaçla akıllı molekül atom tedavisi uygulamaya başladık” diye konuştu.

Prof. Dr. Kabasakal, tedavide kullanılan akıllı molekülün radyoaktif bir madde olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Bu radyoaktif madde, PSMA denilen moleküle bağlanıyor. PSMA, damardan verildikten sonra vücuttaki prostat kanseri hücrelerini bularak yapışmakta. Beraberinde bulunan Lu-177, PSMA ile prostat kanserine giriyor ve kanser dokusunu ışınlıyor. Ayrıca kanser dokusunu ışınlarken diğer dokulara zarar vermez. Bu yöntem şu an sadece Almanya’da üç merkezde ve ülkemizde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Ana Bilim Dalı’nda uygulanmaktadır.”

“Tedavinin Hastaya Mali Bir Yükü Yok”

Prof. Dr. Kabasakal, akıllı moleküllerle atom tedavisinin 5 yıldan daha uzun süredir başka kanser türlerinde uygulandığına işaret ederek, “Bu süre zarfında binden fazla tedavi uygulaması yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Bu tedavi uygulamaları sırasında hastaların yaşam kalitesini bozan hiçbir yan etki gözlenmemişti. Şimdi bu uygulamalarımızı prostat kanseri tedavisinde yapmaya başladık” dedi.

Tedavide kullanılan ilaçların, TÜBİTAK ve Avrupa Birliği’nin araştırma fonlarından alınan destekle üniversitede kurulan laboratuvarda üretildiğini aktaran Prof. Dr. Kabasakal, merkezde hem görüntüleme hem de tedavi yapıldığı için ülkenin sağlık ekonomisine de önemli katkıda bulunulduğunu belirtti.

Prof. Dr. Kabasakal, tedaviyle hastalara da önemli kazanımlar sağladıklarını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Tedaviler SGK kapsamında olduğu için hastadan hiç para almıyoruz. Hastaya mali yük getirmiyor. Tedavi alan hastayı bir veya iki gün özel odalarda yatırıyoruz. Sonra da normal yaşamlarına dönüyorlar. Kişiler yakın çevrelerine önemli miktarda radyasyon da vermedikleri için izole edilmeleri de gerekmiyor.”

“Tedaviyle Kanser Geriliyor”

Prof. Dr. Kabasakal, tedaviyi ilk uyguladıkları hastanın 2008’de prostat kanseri tanısı aldığını anlatarak, “60 yaşındaki hastamız radyoterapi ve ilaç tedavisi alıyor. Buna rağmen hastalık ilerliyor. Onun üzerine bize geldi. Tedavi öncesinde ilacın kansere gittiğini görüyoruz ve bu kişide yöntemin uygulanabileceğini anlıyoruz. Bunu yaptıktan sonra da hastanın tedavisine başlıyoruz” şeklinde konuştu. Süresi, kişinin kanser seviyesine göre belirlenen tedavinin ortalama 2-6 seans sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Kabasakal, tedaviyle kanserin gerilediğinin tespit edildiğini kaydetti.

Share.

About Author

Comments are closed.