Emek ve Kadın

0

Prof. Dr. Nilüfer Sezer – İletim Gazetesi Mart Sayısı

8 Mart kutlamalarının ilk ortaya çıkışının doğrudan işçi kadınlarla ilişkili olduğu tarihsel bir gerçek… Her şey, 8 Mart 1857’de New York’lu 40.000 dokuma işçisi kadının greviyle başlamıştır. Grevci işçilerin istekleri arasında 16 saatlik işgününün 10 saate indirilmesi ve ücretlerin yükseltilmesi yer almaktaydı.

Bu direnişi anmak üzere, 8 Mart 1908’deNew York’ta “Cotton” tekstil fabrikasında kadın işçiler daha iyi çalışma koşulları için greve çıkmışlardır. Bu grevde, kadın işçiler, dışarıdan destek görmelerini engellemek için fabrikaya kilitlenmiş ve çıkan yangında 129 kadın can vermişti…

Öte yandan, 1889’da Paris’te Kuruluş Kongresi’ni yapan II. Enternasyonal’in bünyesinde 17 Ağustos 1907 tarihinde Stuttgart’ta “Birinci Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı” toplanmıştır.Bu konferansta, kadının iktisadi ve toplumsal yaşamda tam eşitliğinin hedeflendiği kararlar arasında kadınlara ayrımsız oy hakkı da bulunmaktaydı. Bu ilk konferansta, aynı zamanda editörlüğüne Clara Zetkin’in seçildiği “Eşitlik” adını taşıyan bir kadın gazetesinin yayımlanmasına da karar verilmiştir.

26-27 Ağustos 1910’de Kopenhag’daII. Enternasyonal’e bağlı Kadınlar Toplantısı’nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması önermiştir ve öneri oybirliğiyle kabul edilmiştir. ClaraZetkin’in önerisinin kabul edilmesinden sonra, ilk defa kitlesel olarak ve uluslararası düzeyde, “emekçi kadınların sorunlarına ayrılan bu bir gün”, 1911 yılının 19 Mart’ında, Almanya, Avusturya, Danimarka, İsviçre ve ABD’de kutlanmıştır. Ancak, anma tarihinin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da yapılan 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşmiştir. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlenmiştir. Ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etmiştir.

Türkiye’de ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılından sonra daha yaygın olarak kutlanan özel gün, kapalı mekânlardan sokaklara taşındı. Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında Türkiye 1975 Kadın Yılı Kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. Ve 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” kutlanmaya devam ediliyor.

Ancak Dünya genelinde ve Türkiye’de 8 Mart’ta kutlanan Dünya Kadınlar Günü’ne her yıl olduğu gibi hatta daha vahim bir biçimde bu yıl da şiddet, istismar mağduru kadınların gölgesinde giriyoruz.Ülkemizde her sabah kadın cinayetleri haberine gözlerimizi açıyoruz. Eşimiz, annemiz, sevgilimiz, arkadaşımız, kız kardeşimiz… Şiddet kurbanı kadınlarımız…

Oysa biz kadınlar sadece insan gibi yaşamak istiyoruz. Çalışmak, okumak istiyoruz, erkeklerle eşit haklara sahip olmak istiyoruz. Mutlu olmak, yaşamak istiyoruz…

Farkındalık yaratmak zorundayız: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi konusunda kamuoyunda farkındalık yaratmak zorundayız. Kadınlarımızı eğitim yoluyla güçlendirmek, güçlü kılmak zorundayız. Ancak tüm bunları yaparken en önemlisi erkekleri de cinsiyet eşitliğine ve kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik çabalara dâhil etmek zorundayız. Çünkü inanıyoruz ki erkekler kadın erkek eşitliğine katkı verdiklerinde daha mutlu ve huzurlu ilişkiler geliştirilebilecekler; iyi bir eş, iyi bir baba olacaklar ve toplumsal barışı sağlayacaklar.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü artık, biz kadınlar, eşitliğin var olduğu, huzurlu, mutlu ve sağlıklı bir yaşamın, eğitime ulaşmanın ve şiddetsiz bir yaşamın umudu olarak görmek istiyoruz.

Çünkü biz kadınlar dövülmek, sövülmek, katledilmek değil sevilmek ve sayılmayı hak ediyoruz…

Share.

Comments are closed.