Cezmi Ersöz: “Tanrı Yazar Dönemi Bitti”

0

AJANS ÜNİVERSİTE – Alparslan ÇAKIR

Eserlerinizdeki yoğun melankolik havanın temellerinde, İkinci Yeni etkisinde kalmanız önemli bir etken mi?
İnsan nasıl bir karakterdeyse, ruh dünyası nasılsa, iç dünyası nasılsa kendisine benzeyen yazarları, şairleri seçiyor, kendisine benzerleri arıyor. Dolayısıyla ben hüzünlü, kederli bir yapıya sahip olduğum için gittim, İkinci Yeni’yi buldum. Edip Cansever’le, Cemal Süreya’yla, Ece Ayhan’la, Turgut Uyar’la dünyalarımız çok ortaktı. Ve onlar tabi beni alıp daha da geliştirdiler, duygu dünyamı incelttiler, duygu dünyama geniş anlamlar kattılar ve benim dünyam, bakış açım daha da genişledi onlar sayesinde.

Sizce Türkiye’de korsanın önüne geçmek mümkün mü, mümkünse bu nasıl olabilir?
Öncelikle okur duyarlı olacak. Mümkün mertebe korsan kitap almayın, korsan kitapçıları desteklemeyin. Yayınevi geliştirirse kendini, popüler yazarlardan iyi gelir elde ederse, korsanı olmazsa tanınmamış ama parlak, genç, yetenekli yazarların önünü açar.. Kitap fiyatının düşmesi demek korsanın azalması demek. Önce okurlar bilinçlenecek, sonra devlet kendisine bu konuda vazife edinecek, ekonomik ve yasal önlemler alacak.

Yerli/yabancı en çok hangi sanatçıların/eserlerin etkisi altında kaldınız?
İkinci Yeni ekolünden şairler; Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Ece Ayhan, Ülkü Tamer. Tabi şairlerden acıkmışken söz baştan başlayalım: Behçet Necatigil, Ahmet Haşim, Ahmet Muhip Dıranas, Attila İlhan, Orhan Veli bunlar çok önem verdiğim şairlerdir. Rus edebiyatı da beni çok etkilemiştir. Dostoyevski başta olmak üzere, Gogol, Puşkin, Çehov. Benim çok önem verdiğim başucu kitaplarımdır onların kitapları. Orta ve Latin Amerika’dan Gabriel García Márquez çok değer verdiğim bir yazardır. Batıda Franz Kafka, Rusya’da Dostoyevski iki önemli isim, benim hayatımda çok önemli yer kaplarlar. Ve büyük şair Nazım Hikmet’i unutmayalım. Yakın zamanda kaybettiğimiz Yaşar Kemal’i unutmayalım, Buna elbette en başta Sait Faik ve Orhan Kemal’i de ekleyelim.

Sanatta kalıcılığı yakalamanın formülleri sizce nelerdir?
Kendini yenileme, sahicilik, içtenlik, evrensellik. Aslında ideolojik olmama, ideolojinin sınırları içerisinde hapsolmama, insanları kucaklama, esmene ve belli bir gruba değil de, onların üzerindeki, insanların en önemli dertlerine yönelme. Dolayısıyla “sahicilik” derken kastettiğim şey bütün büyük yazarlar hem sahicidir, inanmadıkları şeyi yazmazlar. Kendilerini de yargılayarak yazarlar. Yazar yazarken kendi egosunu, gururunu ayaklar altına almalıdır.

Cezmi Ersöz ne zaman roman yazacak?
Bitmek üzere. İki buçuk yıldır uğraşıyorum. Şu anda ortalarını geçtim. Çok önem verdiğim bir roman, o yüzden biraz uzattım. Aceleye gerek yok; geç olsun, temiz olsun. Şimdi Ekim ayında son noktayı koyarım. Baskı çalışmaları, hazırlıkları filan. 2016’nın ilk aylarında çıkacak. İsmini koymadım. Sürpriz olsun biraz.

Bizi son kitabınız “Acı Çeken Nefes” ile ilgili bilgilendirir misiniz?
“Acı Çeken Nefes” yine yalnızlığı, yabancılaşmayı, aşkı anlattığım, insan ilişkilerini anlattığım, bu arada edebiyatımızın ve sanatımızın kimi kahramanlarıyla ruhsal bir yolculuk yaptığım denemelerimden oluşuyor.

Son olarak, şair-yazar olmak isteyen, edebiyatla uğraşan yeni nesillere neler önerirsiniz?
Öncelikle bu meseleye çok ciddi yaklaşıyorlarsa, iyi bir edebiyatçı olmak, iyi bir şair olmak derdindelerse, çok zorlu bir yolculuğa başladıklarını idrak etsinler. Her şeyi okusunlar, denesinler, tiyatroya, sinemaya gitsinler, felsefe okusunlar, hayatın içinde olsunlar. Gözlem güçlerini geliştirsinler. Bol seyahat etsinler. Yeni insanlar tanısınlar. Çantalarında hep üç-dört kitap olsun. Ve her gün yazsınlar. Mutlaka günlük küçük denemeler, metinler yazsınlar. Dolayısıyla notlar alsınlar, günlük tutsunlar, küçük defterlerle dolaşsınlar ve mutlaka edebiyat dergilerine ürünlerini göndersinler. Takip etsinler. Ve günümüz edebiyatı; bizim çağdaş edebiyatımız olsun, Batı edebiyatı olsun mutlaka haftada en az bir kitap bitirsinler. Dört-beş kitap düzenli okunacak. Günde ortalama dört buçuk-beş saat kitap okumaları gerekiyor. Gündüz iki saat, akşam iki saat, gece iki saat… Yolda, nerede olursa olsun mutlaka ceplerinde bir kitap taşımalılar.

Share.

About Author

Comments are closed.