Bir Fincan Sevgi

0

AJANS ÜNİVERSİTE- Elif  Rumeysa ÜNLÜ, Elif AVCI

Fotoğraflar: Lamia BAKİ

 

 

DownCafe, garsonluğunu down sendromlu çocukların yaptığı; bir kafeden çok bir yaşam merkezini andıran bir mekan. Dünya Down Sendromlular gününde, DownCafe’yi ziyaret ederek kafe ve Down Sendromun hakkında bilgiler aldık

 

 Down Sendromu, genetik düzensizlik sonucu, vücutta 46 yerine fazladan 1 kromozom bulunması, yani bireyin 47 kromozoma sahip olmasıdır. Bu genetik farklılıktan dolayı, Down Sendromlu bireylerin zekâ seviyeleri normal sınırın altındadır. Bununla beraber, erken başlanan eğitimin Down Sendromluların zeka seviyelerinde artışa yol açtığına dair bilimsel bulgular var. Down Sendromlu bireyler iyi bir eğitim aldıklarında, hayatlarını, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde sürdürebiliyor ve imkan sağlandığında meslek edinebiliyorlar.

 

DownCafe’nin fikir babası ve kurucusu Saruhan Singen, kafenin amacını ve Down Sendromlu çocuklara dikkat çekmek için kurulan Alternatif Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ADER ) 32 yıllık yolculuğunu bizle paylaştı.

Singen,  kızının (Sezin Singen ) hastalığını fark etmesiyle İZEV’le tanıştığını belirtip sözlerine şöyle devam etti: “ İlk adımı Ali Sami Yen Stadı’nın arka sokağımdaki tek katlı barakayla attık. Daha sonra o barakayı yıktık ve yerine yanında spor salonunun da bulunduğu 3 katlı bir okul inşa ettik. Çocuklarımızı normal çocuklarla kaynaştırabilmek adına bu okulu Milli Eğitime bağışladık. Ve son olarak da ritim, drama, dans derslerinin yanında özgürce çalışabilecekleri bu kafeyi açtık. Sözün özü, 32 yıllık, uzun ve zorlu bir yolculuk bu.”

 

 

Singen, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Çocuklar bu kafede toplumla kaynaşıyor. Para kavramını tanıyor. Aldıkları kurslarla insanlarla ilişkilerini geliştiriyorlar. Biz bu tarz kafelerin çoğalmasını istiyoruz. Mesela Konya Ereğli’de bu uğurda bir kardeş kafe açıldı. Bunun her şehirde olması farkındalık açısından çok önemli bir adım. Çocukların bir şeyler başardıktan sonraki mutluluğunu görmelisiniz. Çok masumlar. Burada aşk yaşayan, birbiriyle yüzük takan çocuklarımız bile var. Bizler daha anlayışlı olmalı, onlar için daha fazla çabalamalıyız.”

 

 

_DSC0223

 

 

Annelere Çok Şey Borçluyuz

Kafenin işleyişi hakkındaki sorularımızı yanıtlayan Selma Singen şunları söyledi: “ Kafede çalışan 27 çocuğumuz var. Ancak dinlenebilmeleri adına her gün 5 ile 6 kişi dönüşümlü olarak çalışıyor. Saruhan Bey kafenin işletimini biz annelere bıraktı. Bu yüzden her gün en az 2 tane gönüllü anne de kafeye geliyor. Annelere bu konuda çok şey borçluyuz her zaman destekleriyle yanımızda oldular.”

 

Bu Kafeyle İnsanların Tabularını Yıktık

Kafe açıldığında insanların önyargıları nedeniyle başarısız olma kaygısı duyduklarını belirten Singen bu önyargıları nasıl yendiklerini şöyle aktardı: “Çocuklarımızın kapı önünde insanlara kafeden bahsettikleri bir dönemi oldu. Zamanla insanlar bu samimiyet karşısında bize yaklaşmaya başladı. Biz bu kafeyle insanların tabularını yıktık. Artık kendi bulduğumuz gruplar dışında da bu kafeyi tercih eden büyük bir kitle var.”

 

Garsonların anneleri, kafenin düzenini sağlamak adına kafede gönüllü olarak çalışıyorlar. Bu gönüllü annelerden biri de Hale Eker’in annesi Mihriban Eker.

 

Altı Yıl Boyunca Down Sendromunu Kabullenemedim

İlk çocuğu Down Sendromlu olarak dünyaya gelen Eker, “Çocuğumun hastalığını öğrendikten sonra altı yıl oldukça zor geçti. O süreçte bu konu hakkında asla konuşmak istemedim” dedi. Eker, hastalığı, çocuğu okul çağına gelip artık bir eğitim alması gerektiğini fark ettiğinde kabullenebildiğini söyledi.

 

Duygusal Açıdan Normal Çocuklardan Farkları Yok

Down Sendromlu çocukların, bilinçsiz ailelerce evlere kapatılıp toplumdan soyutlanmasının onların davranışları üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ve çocuğunun insanlarla olumlu ilişki kurabilmesinde eğitim almış olmasının büyük etkisi olduğunu anlatan Eker, sözlerine şöyle devam etti: “ Devlet okullarının çoğaltılmasını ve tüm Down Sendromlu çocukların bu okullarda eğitim almasını diliyorum. Bu çocuklar, toplumdan soyutlanmamalı. Çünkü Down sendromlu çocukların, normal çocuklardan duygusal anlamda hiçbir farkları yok.”

Eker, ayrıca çocuklarının toplu taşıma araçlarına yalnız binebilmeleri, sinemaya, tiyatroya gidebilmeleri ve sokağa yalnız çıkabilmelerini istediğinden fakat kötü niyetli insanların onları istismar etmelerinden korktuklarından bahsetti.

Eker sözlerini şöyle sonlandırdı “Şu zamanda bile Down Sendromlu çocukların eğitim alabilecekleri okullar sınırlı. Gelecek nesiller, her ilçede çocukların rahatça ulaşabilecekleri okulların açılmasını desteklemeliler. Bu çocukların da hayatta bir amacı ve hayatlarını devam ettirecek  bir yaşama sevinci olmalı. Bu da ancak toplumla kaynaşabilecekleri okullar ve bu gibi çalışma sahalarıyla gerçekleşebilir.”

 

 

_DSC0165

 

 

 

 

 

 

Share.

About Author

Comments are closed.