Beyaz Perdenin “Öteki” Kahramanları

0

AJANS ÜNİVERSİTE-Elif KARAKOÇ

Ermeniler, Türkiye sinemasının kuruluşundan itibaren yapımcılıktan işletmeciliğe, oyunculuktan görüntü yönetmenliğine kadar hemen her alanda çalıştı ve pek çok ilke imza attı. Osmanlı Devleti’ndeki ilk modern tiyatro grupları Ermeni oyunculardan oluşuyordu. Ermenilerin yazıp besteledikleri operetler ise filmlerin vazgeçilmeziydi. Tiyatrodan sonra sinemada da yer almaya başlayan Ermeni yurttaşlar, her ne kadar Yeşilçam’da kalıplaşmış modellerin ve figürlerin esiri olmaktan kurtulamasalar da bu, onların sinemaya katkılarını gölgeleyemedi.

Sinemanın aranan isimleri arasında Aram Gülyüz, Nişan Hançer, Arşavir Alyanak ve Artun Yeres gibi birçok Ermeni yönetmen yer alıyordu. Mike Rafaelyan ise ilerleyen yaşına rağmen çalışmaya devam eden, Yeşilçam yıllarının en parlak görüntü yönetmenleri arasındakini yerini sağlamlaştırmıştı. Kamera arkasında çalışanların yanı sıra unutulmayan yüzler arasında yer alan birçok Ermeni oyuncu da vardı: “Horoz Nuri” Vahi Öz (Vahe Ozinyan), Adile Naşit, Kenan Pars (Kirkor Cezveciyan), Turgut Özatay, Sami Hazinses (Samuel Uluç), Nubar Terziyan (Alyanakziya), Anta Toros, Ortans Kıvanç, Kamer Sadikyan, Nişan Hançer ve Dr. Arsavir Alyanak…

“Yeşilçam’da Öteki Olmak” isimli kitabın yazarı, Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Araş. Gör. Dilara Balcı Gürpınar, uzun yıllar boyunca bu topraklarda yaşamış ve toplumsal hayatın bir parçası olmuş Ermeni yurttaşların Türkiye sanat ve sinemasındaki önemli katkılarını bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor. Araş. Gör. Gürpınar, yaptığı film incelemeleri ışığında “Yeşilçam’ın ötekileri” olarak nitelendirdiği Ermenilerin, sinemada kalıplaşan modellerin dışına çıkamadığına da dikkat çekiyor.

DilaraGürpınar

Arş. Gör. Dilara Balcı Gürpınar

“Ermeni Kadınlar, Çirkin ve Orta Yaşlı…”

Filmlerde yer alan Ermeni tiplemelerin çoğunlukla kadınlardan oluştuğunu belirten Araş. Gör. Gürpınar, bugün Seyfi Dursunoğlu’nun canlandırdığı “Huysuz Virgin” tiplemesinin aslında yüz yıldan uzun sürelik bir geçmişi olduğunu anlatıyor.

“Meddah hikâyelerinde geçen Surpik Dudu, sinemada Reşit Baran tarafından canlandırılmıştır. Buna göre Ermeni kadın tipi dul ya da evlenmemiş, orta yaşlı, çirkin (kimi zaman erkek oyuncular tarafından canlandırılır) ancak kendini beğenmiş, paragöz, Avrupai olmasına rağmen küfürbaz, süslü ya da rüküş bir tipleme şeklinde karşımıza çıkar. Çocuğu yoktur ve yaşından ötürü hiçbir zaman olamayacağını da biliriz.”

Araş. Gör. Gürpınar, canlandırılan Ermeni erkeklerin ise çoğunlukla isimlerinin Agop olduğunu, mesleklerinin ise genelde ayakkabı tamircisi, pansiyoncu ya da meyhaneci olduğunu belirtiyor. Araş. Gör. Gürpınar, bunun nedenini sorduğumuzda “Ermeniler ve diğer gayrimüslimler istenmeyen unsurlardır. Onları tehlike teşkil etmeyen tekil orta sınıf şeklinde, yalnızca bir güldürü unsuru olarak sunmak kaçınılmazdır” diyor.

Yeşilçam’da Ermeni temsillerinin olmasına rağmen, Ermeni aile yaşamı, cemaati ve ritüelleri hakkında detaylı bilgiye sahip olmak mümkün değil. Zira filmler genellikle benzer mekânlarda, benzer konular işlenerek çekiliyor.

Aram Gülyüz Atıf Yılmaz ve Memduh Ün

Fotoğraf: Ansiklopedik Türk sineması Sözlüğü/Agah Özgüç

Genelev Patroniçesinin Kardeşinden Büyük Destek

1960’lı yıllarda sinemaya “dolaylı yoldan” hizmet veren isimlerden birisi de Ferdinand Manukyan. Efsanevi yönetmen Memduh Ün, bazı filmlere kendi sermayesini koyan, isteyen yapımcılara da borç veren Manukyan’ın “işlevini”, şu sözlerle anlatır:

“Galata’da genelevler vardır, sahibi bir kadın; Matild Manukyan. Onun da bir erkek kardeşi vardır. Biz Manukyan derdik, onun için ismini bilmiyoruz. Elinde çantayla dolaşır. Haince kırardı senetleri. Ama öyle yarı fiyatına falan değil. Banka ne alıyor? Diyelim ki banka % 10 mu alır kırmak için? O yüzde 15, yüzde 20 alırdı ama başka bir üçkâğıtçılık daha yapardı. Senedi alırken kırardı. Anladınız mı ne demek? Alırken bütün faizini alırdı.”

Ermeni ama Türk; Zorunluluktan Elbet…

Ermeni oyuncular, Nubar Terziyan dışında, etnik kimliklerini gizleme ihtiyacı hissetti. Türkiye’de adıyla sanıyla Ermeniliği akla gelen ilk kişi, Yeşilçam’ın tonton adamı Nubar Terziyan. Soğuk ve kötü adam tipinin vazgeçilmez aktörlerinden Kenan Pars ise herkesçe tanınsa da asıl adının Kirkor Cezveciyan olduğu ve seslendirme yapıldığından tipik bir Ermeni aksanıyla konuştuğu dahi bilinmez.

1950 ve 1960’lı yılların ünlü jönü Kenan Pars, bir röportajında Kirkor Cezveciyan kimliğiyle hatırlanmak istemediğini de dile getirir.

Gerçekçi Bir Ermeni Filmi ile Karşılaşmak Zor

Bugün Yeşilçam’daki kalıplaşmış modellerin dizilerde ve bazı popüler filmlerde birebir devam ettiğini hatırlatan Araş. Gör. Gürpınar, “Günümüzde belki de bilinçsiz olarak geçmişteki bu algı sürdürülüyor. Bu nedenle bir Ermeni ailenin hikâyesini gerçekçi bir bakış açısıyla izleyebileceğimiz bir film ile belki de hiç karşılaşamayacağız. Pek çok yönetmen ise kaş yapayım derken göz çıkarıyor” şeklinde konuştu. Araş. Gör. Gürpınar, bir gün sektördeki Ermenilerin kendilerini en iyi biçimde anlatacaklarına inanıyor.

Share.

About Author

Comments are closed.