5. Suç ve Ceza Film Festivali Başladı

0

AJANS ÜNİVERSİTE-Sümeyye YAMAN

5. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali açılış töreni dün Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda sanat, sinema ve basın dünyasından konukların katılımıyla gerçekleşti.

Törende Akademi Onur Ödülü’nü, Yazar Ineke Van Der Valk’a Prof. Dr. Bengi Semerci tarafından verildi. Sinema Onur Ödülü’nü ise Tomris Giritlioğlu’na Oyuncu Bülent İnal takdim etti. Tören “Alias Maria” filminin gösterimi ile sona erdi. Sunumunu Pınar Altuğ Atacan’ın gerçekleştirdiği törene Demet Akbağ jüri üyesi olarak katıldı.

Festival, film programının yanı sıra çeşitli ülkelerden akademisyenlerin katılımıyla geniş bir akademik program sunuyor. Panellerde adaletin sadece bir suç ve karşılığında ceza kavramlarından oluşmadığını, tüm toplumu ilgilendiren ve üzerinde önemle durulması gereken bir konu olduğunu gündemde tutmak, tartışmak, ülkeler arasındaki farklılıkları, sorunları gündeme getirmek, ortak çözümler aramak konuları üzerinde durulacak.

Festival filmleri, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi çatısı altında Beyoğlu Atlas ve Kadıköy Caddebostan Kültür Merkezi sinemalarında 16-22 Ekim tarihleri arasında izleyici ile buluşacak. Festivalin ayrıntıları için http://www.icapff.com/tr/ana-sayfa ziyaret edilebilir.

Festivalin İlk Paneli Gerçekleştirildi

5. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali Akademik Programı’nın ilk paneli bugün gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelde “Ceza Adalet Sisteminde Ayr/mc/l/k” konuşuldu.

Panelin ilk bölümünde İÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Adem Sözüer, İÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Selman Dursun, İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahri Öztürk, Avukat Prof. Dr. Ersan Şen, Gazeteci Nedim Şener yer aldı.

“Öldürmek Yoluyla Yapılan Fiiller En Büyük Ayrımdır”

Ayrımcılığın en büyüğünün insanların yaşam hakkının elinden alınması olduğunu belirten Prof. Dr. Adem Sözüer, “Ayrımcılığın en büyüğü insanın varoluşunu, yaşam hakkını inkar eden reddeden ve bunu öldürmek yoluyla gösteren fiillerdir. Cinsiyet, dil, din gibi ayrımcılıkta da insanın bazı yönleri inkâr ediliyor. Fakat öldürmek yoluyla yapılan fiiller aslında en büyük ayrımdır. Terör saldırılarıyla ülkemizde kardeşlerimizin hayatına son verenlerin saldırıları en büyük ayrımdır. Üzülerek söylüyorum ki ülkemizde bu tür saldırıların hep olmakta. Maalesef bunun üstesinden gelemiyoruz. Arzumuz siz yeni nesillere barışçıl bir ülke emanet etmek. Ama bunda da yeteri kadar başarılı olamadık” dedi.

“Şiddet Hiçbir Zaman Çözüm Yolu Olmamalı”

Farklı görüşlerin her zaman zenginlik olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sözüer, Ankara’daki terör saldırısında hayatını kaybedenleri andı: “Her zaman söylediğim gibi karşı görüşünüzle, karşıtlığınızla var olmak dünyayı daha mutlu hale getirir. Herkesin aynı düşündüğü aynı göründüğü bir dünya herhalde çok sıkıcı olurdu. Bu yüzden farklılıklarımızı bir zenginlik olarak kabul edelim. Farklılıklarımızı ayrımcı uygulamalara imkân verecek şekilde görmeyelim. Şiddet hiçbir zaman hiçbir şekilde bir çözüm yolu olmamalı. Biz her türlü şiddet karşısında hukuki yöntemlerle yaklaşılması gerektiğini söylüyoruz. Bu duygularla Ankara’da yapılan saldırılarda hayatını kaybeden kardeşlerimize ve görev yaparken terör saldırılarıyla öldürülen polisimize askerimize doktorumuza sivil vatandaşlarımıza; sadece Türkiye’de değil dünyanın başka yerlerinde bu tür saldırılarla yaşamlarını yitiren bütün insanların hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Hepsini rahmetle anıyoruz. Umarız ülkemizde ve dünyada barışın sağlanması için daha güçlü adımlar atılır.”

Panelin devamında Yrd. Doç. Dr. Selman Dursun mahkemelerin tarihsel gelişimi üzerine sunum yaptı. “Siyasette ve Bürokraside Tutuklama Yoluyla Tasfiye” konusunu Prof. Dr. Bahri Öztürk değerlendirdi. “Yargılama Sürecinde Basında Yargısız İnfazlar” konusunda Prof. Dr. Ersan Şen bilgi verdi. Nedim Şener ise tutuklanma sürecini anlattı.

Share.

About Author

Comments are closed.