• Facebook
  • Twitter
  • Google Plus
  • Rss
Takip Et!
21 Temmuz 2015

“Destanlardaki Benzerlik Kötü bir Şey Değil, Zenginlik”


Facebook'ta Paylaş
   
Twitter
B R K
Rss

Yaşam / - 21 Temmuz 2015 12:12

Coğrafi olarak birbirlerine yakın ancak iki farklı toplum olan Türkler ve Slavlar arasında görülen kültürel benzerlikler, sanılandan çok daha fazla. Bu benzerliklere destanlar üzerinden bakan Prof. Dr. Emine İnanır ile Türk ve Slav Destanları üzerine konuştuk

“Destanlardaki Benzerlik Kötü bir Şey Değil, Zenginlik”

AJANS ÜNİVERSİTE- Erkut KILIÇ

Tarihte düşman olarak görülen Türk ve Rus toplumları arasında birçok kültürel benzerlik var. Bu kültürel öğeler, destanlarda çok net bir şekilde karşımıza çıkıyor. İÜ Edebiyat Fakültesi Rus Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı Slav Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emine İnanır, Slav ve Türk destanlarında birçok ortak noktanın söz konusu olduğunu, imgeler ve kahramanlar arasında büyük benzerlikler bulunduğunu anlattı. Bu arada İÜ Türkiyat Enstitüsü’nün çok zengin bir kütüphaneye sahip olduğunu ve buradaki kitapların birçoğunun kopyalarının Rusya’da bile bulunmadığını belirtti; bu kitaplar arasında, 1917 devriminden sonra ülkemize sığınan özellikle Tatar asıllı birçok Rus yazarın kitaplarının yer aldığını da söyledi. İlgi alanını oluşturan eserleri ve kaynakları araştırmaya başladığında, Türk tarihi ile alakalı çok önemli kaynakların söz konusu olduğunun farkına vardığını dile getiren Prof. Dr. İnanır, “Rusya’da, destanlar arasındaki benzerlikler üzerine araştırmalar yapılıyor; ancak bu araştırmalar Orta Asya Türkleri üzerinden gerçekleştiriliyor. Ortak arketipleri (kök örnekler) belirlemeye çalıştım. Arketipler tüm halklarda mevcuttur. Bütün halklar bunları kullanıyorlar. Bunlar bizde ve Slavlarda da mevcuttur. Slavlarla çok yakın ilişkilerimiz var. Görünce çok şaşırıyorsunuz” dedi.

Prof. Dr. Emine İnanır

Prof. Dr. Emine İnanır

“Birbirine Benzeyen Kahramanlar Aynı Kişiler Olabilir”

Rusya’da yazılı kaynakların, 11. yüzyılda Hıristiyanlık’a geçişten sonra ortaya çıktığını ve genelde Bizans kroniklerinin çevrildiğini söyleyen Prof. Dr. İnanır, diğer Slav folklorik eserlerinde de 10. yüzyıldan beri ortaya çıkan ortak kahramanların aynı kişiler olma ihtimalinin söz konusu olduğunu belirtti. Slav destanlarında 3 ayrı kahramanın, Türk destanlarında ise tek bir kahramanın bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. İnanır, konu ile ilgili sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu üç kahramanın hep beraber hareket ettikleri görülür. Fakat Ruslar bu prototipleri araştırınca bu kişilerin çok farklı yüzyıllarda yaşadıklarını tespit ettiler. Yani bu üç kahraman çok farklı kişiler olmalarına rağmen destanlarda bir arada hareket eden kişiler olarak betimlenmekteler.”

Rus destanları ile ilgili bir öğeye daha dikkat çeken, bu bağlamda İstanbul’un fethinden sonra Rus destanlarında “düşman” isminin geçmeye başladığını belirten Prof. Dr. İnanır “İstanbul’un fethine kadar destanlardaki kahramanlar çıkıp sadece birileriyle savaşırlardı. Destanlarda sadece mertliklerinden, kahramanlıklarından bahsedilirdi. Fetihten sonra ise artık destanlarda düşman adı da geçmeye başladı.” diye konuştu. Rusların yazılı olmayan ama folklorik özellikler taşıyan ilk türkülerinin “Hüma Kuşu” türküsü olduğunu, Hüma Kuşu’nun Türk mitolojisinde yer aldığını söyleyen Prof. Dr. İnanır, “Ruslar çekinmeden, kaynağını da belirterek bunu kabul ediyorlar. Zaten ortada çekinmeyi gerektirecek bir şey yok. Bunları daha çok sayıda kişinin araştırıp paylaşmasının, birbirimizin kültürüne ve edebiyatına daha çok zenginlik katacağını düşünüyorum. Bu benzerlikler kesinlikle kötü bir şey değildir. Eski zamanlarda bile daha katı bir tutum olmasına rağmen bazı imgeler ve kahramanlar paylaşılmıştır.” dedi.

Ortak Öğe At

Atın, Türkler için hayati önemi taşıdığını dile getiren, Ruslar tarafından da önemsenmesine rağmen ülkenin coğrafi özelliklerinden dolayı fazla kullanılmadığını söyleyen Prof. Dr. İnanır, bu yüzden at imgesinin Türklerden alındığını düşündüğünü belirtti. “Bu benzerlik aynı şekilde Güney Slavlarda, Sırplarda, Makedonlarda ve Macarlarda da görülüyor.” dedikten sonra da sözlerine şöyle devam etti: “Köroğlu’nda kanatlı at imgesi vardır. Aynı şekilde o at Güney Slav destanlarında da karşımıza çıkmaktadır. Güney Slavların ‘yunak’ (yiğit) türkülerinde kahramanın kanatlı atından bahsedilir ve o at Köroğlu’nda olduğu gibi yer altından çıkar. Bunu kendileri de söylemekteler. Bu at imgesinin büyük ihtimalle Köroğlu’nun atından kendilerine geçtiğini ifade ediyorlar. Bu durum onların Türk destanlarından etkilendiklerini gösteriyor. Çünkü bizim destanlarımız daha önce ortaya çıkmıştır.”

Ruslarla uzun süre düşmanlık ilişkileri içinde olduğumuz söylense de Türklerle Rusların 18. yüzyıldan sonra savaşmaya başladıklarını dile getiren; Rusların, daha öncesinde İsveçliler ile savaştıklarına, güneye inme çabalarından dolayı Türkler ile savaşmaya başladıklarına dikkat çeken Prof. Dr. İnanır, bu savaş döneminde de ilişkilerimizin devam ettiğini ve edebiyatta da bunun etkilerinin görüldüğünü belirtti.

Bizans’ın çöküşünden sonra Rusların kültürel bir boşluğa düştüklerini, Bizans’tan koparak Osmanlı’yı örnek almaya başladıklarını söyleyen; Rusların bu dönemde Bizans’tan çevrilen yazılardan kurtulduklarını ve kendi yazılarına, kendi edebiyatlarına döndüklerini dile getiren Prof. Dr. İnanır, sözlerine şöyle devam etti: “O dönemde ilk Rus devleti kuruluyor. Ruslar her ne kadar Osmanlı’yı rakip olarak görseler de yine de bir takım tavsiyeler istiyorlar.” Prof. Dr. İnanır, yazdığı “Rusların Gözüyle İstanbul” kitabı ile 12. yüzyıl ile 18. yüzyıl arasındaki dönemde kaleme alınan Rus seyahatnameleri üzerinden, yani Rus kaynaklarından yaptığı çalışmalar neticesinde Türkler ve Ruslar arasındaki etkileşim hakkında bilgiler verdiğini de belirtti.

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum yapıldı.

İlginizi çekebilecek diğer haberler

_DSC1994-crop1
AJANS ÜNİVERSİTE – Yağmur Ceren KURAL, Murat KASAP Yaşam koçluğu yapmadan önce bu alanda farkındalık sahibi olmadığını belirten Perinçek, işinin büyük bir kısmının sosyal medyada olduğunu söyledi. Ortalama beş yıldır insanların ...
Untitled-1
AJANS ÜNİVERSİTE “Müzik Benim Sesim” projesi kapsamında eğitim gören çocuklar tarafından,  26 Ocak 2018 tarihinde İÜ Rektörlük Binası Mavi Salon’da konser verildi. Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan konserde açılış ...
22222
AJANS ÜNİVERSİTE - Hande Nur OCAK Programda İÜ Girişimcilik Kulübü Başkanı Doğan Yıldız ve Başkan Yardımcısı Ece Sile, kulüp hakkında bilgi verdi. Doğan Yıldız “Cerrahpaşa Girişimcilik Kulübü 2013 yılından bu yana ...
Untitled-31
AJANS ÜNİVERSİTE - Hande Nur OCAK Programda İÜ Girişimcilik Kulübü Başkanı Doğan Yıldız ve Başkan Yardımcısı Ece Sile, kulüp hakkında bilgi verdi. Doğan Yıldız “Cerrahpaşa Girişimcilik Kulübü 2013 yılından bu yana ...
Untitled-2
AJANS ÜNİVERSİTE – Beyza Nur KIZILDEMİR İÜ Münazara Kulübü Başkanı Ali Kaya, kulüp hakkında bilgi verdi. “Üyelerimiz arasından 40 kişilik bir ekiple turnuvalara katılıyoruz” diyen Kaya, kademe kademe artan bir turnuva ...
Untitled-1
AJANS ÜNİVERSİTE-Esra MUTLU İÜ Bilişim Teknolojileri Kulübü Başkanı Seda Kocaman ve Kulüp Üyesi Ahmet Gündüz kulüp faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Yazılım dilleri ile ilgilendiklerini anlatan Kocaman, bu dillerde kursları olduklarını ve ...

Arama
İletim Gazetesi Arşivi
İÜWEBTV
Radyo İletişim

Copyright © 2015. Tüm Hakları saklıdır. | iletim.istanbul.edu.tr Sitemizdeki haberlerin izinsiz kopyalanması yasaktır.

web site hit counter